Margit Schreiner «Sevmek Dedikleri » Sözleri ve Alıntıları
Margit Schreiner’in Sevmek Dedikleri adlı eseri, sevgi kavramını romantik ve idealize edilmiş bir duygu olarak ele almak yerine onun içindeki çelişkileri, beklentileri, hayal kırıklıklarını ve acıyı sorgulayan çarpıcı bir anlatıdır. Avusturyalı yazarın eseri, Almanca özgün diziliminde “Ayrılık Üçlemesi”nin son kitabıdır; Türkçede ise üçlemenin yayımlanan ilk kitabı olmuştur. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Türkçe baskının çevirmeni Serap Gülerçin Karluk’tur. Kitabın güncel YKY kaydında 96 sayfalık 7. baskının Mayıs 2026’da yayımlandığı görülmektedir.
Sevmek Dedikleri, ölüm, düğün ve doğum başlıkları çevresinde birbirine bağlanan üç anlatıdan oluşur. Bu üç bölüm, insan hayatının başlangıç ve sonlarını olduğu kadar sevme biçimlerimizi, aile ilişkilerimizi ve geçmişle kurduğumuz bağı da sorgular.
Bu yazıda Margit Schreiner Sevmek Dedikleri sözleri, Sevmek Dedikleri alıntıları, kitabın konusu, ana temaları ve eserin günümüz okuyucusu açısından neden dikkat çekici olduğu ele alınıyor.
Sevmek Dedikleri kitabının konusu
Kitabın merkezinde birinci tekil anlatıcı vardır. İlk bölümde anlatıcı, hayatını derinden şekillendiren 83 yaşındaki annesini bakımevine yerleştirir ve onunla vedalaşmanın getirdiği duygularla yüzleşir.
İkinci bölümde evlilik ve sevgi beklentileri gündeme gelir. İnsanların “sonsuz sevgi” düşüncesi ile gerçek hayattaki ilişkileri arasındaki mesafe sorgulanır.
Üçüncü bölümde ise anlatıcı anne olur. Kızının doğumu, beden ve bellekte iz bırakan bir deneyim olarak ele alınır. Böylece kitap, anne-kız ilişkisinin farklı dönemlerini birbirine bağlar.
Bu yapı sayesinde Sevmek Dedikleri, yalnızca aşk veya romantik ilişkiler üzerine bir kitap olmaktan çıkar. Sevgi; anne, çocuk, eş, aile, geçmiş ve kişinin kendisiyle kurduğu ilişki üzerinden genişleyen bir kavrama dönüşür.
Sevmek Dedikleri sözleri ve alıntıları
Margit Schreiner’in kitabındaki cümleler çoğu zaman kısa görünse de arka planda oldukça ağır sorular taşır. Aşağıdaki seçki, eserin temel düşüncelerini yansıtan kısa alıntılardan oluşuyor.
1. “Sonunda öldürürüz annelerimizi çünkü artık yalan söylemek istemeyiz.”
Kitabın en dikkat çekici başlangıç cümlelerinden biridir. Buradaki “öldürmek” ifadesi yalnızca fiziksel anlamıyla okunmamalıdır. Yazar, çocukluk boyunca ebeveynlerle kurulan ilişkinin, yetişkinlikte nasıl değiştiğini ve bazı gerçeklerin artık saklanamadığını düşündürür.
2. “Yalanlar hep yalan doğurur.”
Bu kısa Sevmek Dedikleri alıntısı, kitabın aile ilişkilerine yönelik eleştirel yaklaşımını özetleyen ifadelerden biridir.
İnsanların birbirlerini korumak veya ilişkileri sürdürmek amacıyla söyledikleri küçük yalanlar zamanla daha büyük bir sessizlik ve uzaklık yaratabilir. Schreiner, sevgi ile dürüstlük arasındaki gerilimi özellikle görünür kılar.
3. “Derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever.”
Kitabın en çok dikkat çeken Margit Schreiner Sevmek Dedikleri sözleri arasında yer alan bu cümle, sevme biçimlerimizin çocuklukla ilişkisini sorgular.
İlk sevgi deneyimleri insanın sonraki ilişkilerini gerçekten belirler mi? Kitap bu soruya basit bir cevap vermek yerine çelişkileri ortaya çıkarır.
4. “Sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü, ister.”
Schreiner için sevgi yalnızca mutluluk değildir. Birine bağlanmak aynı zamanda incinme ihtimalini de kabul etmek anlamına gelir.
Bu nedenle Sevmek Dedikleri sözleri ve alıntıları arasında cesaret kavramı önemli bir yer tutar. Sevmek, kişinin kendisini tamamen güvenli bir alanda tutamaması demektir.
5. “Gerçekte suçlu ölümdür.”
Bu kısa cümle, kitabın ölüm temasını nasıl ele aldığını gösterir.
Schreiner ölümün tek başına bir olay olmadığını; hastalık, yalnızlık ve geçen zaman gibi unsurlarla birlikte düşünülmesi gerektiğini anlatır. Böylece ölüm, kitabın yalnızca sonunda ortaya çıkan bir konu değil, yaşamın tamamına eşlik eden bir gerçeklik hâline gelir.
6. “Zaman azalıyor.”
Bu kısa ifade, Sevmek Dedikleri alıntıları içinde zaman temasını öne çıkaran önemli örneklerden biridir.
Yaşlanma, ebeveynlerin ölümü, çocukların büyümesi ve kişinin kendi hayatına bakması aynı soruyu doğurur: Ne kadar zamanımız kaldı?
Kitap bu soruya kesin bir cevap vermek yerine okuyucuyu kendi yaşamını düşünmeye yöneltir.
7. “Her şey çöpe gider.”
Anne ve babanın ölümüyle birlikte çocukluk evinin de ortadan kalkması düşüncesi burada çok sert bir biçimde ifade edilir.
Ev, yalnızca duvarlardan ve eşyalardan oluşmaz. İnsan için geçmişin, aile hikâyesinin ve çocukluğun fiziksel karşılığıdır. Ev boşaltıldığında yalnızca eşyalar değil, geçmişe ait bir dünyanın da dağıldığı hissedilir.
8. “Sevmek beklemek, beklemek ölmek demek.”
Kitabın en kısa ve akılda kalıcı Sevmek Dedikleri sözleri arasındadır.
Beklemek, burada yalnızca bir kişinin gelmesini beklemek değildir. Zamanın ilerlemesini, ilişkinin değişmesini ve hayatın kendi ritmi içinde devam etmesini de temsil eder. Sevgi böylece zaman kavramıyla birleşir.
9. “Hayat çok tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf.”
Kitabın sonlarına doğru yer alan bu cümle, Schreiner’in anlatımındaki kara mizahı ve varoluşsal yaklaşımı yansıtır.
Yaşam ile ölüm birbirinin tamamen karşıtı gibi görünse de kitap boyunca ikisi sürekli yan yana durur. Doğum, sevgi, yaşlanma ve ölüm aynı döngünün parçalarıdır.
10. “Yalnızca artık anne babası olmayanlar kendi isteğiyle yuvaya dönüyor.”
Bu ifade, ebeveynlerin ölümünün insanın “ev” kavramını nasıl değiştirdiğine dikkat çeker.
Çocukluk evi, anne ve babanın varlığıyla anlam kazanır. Onlar olmadığında insan fiziksel olarak aynı yere dönse bile artık geçmişteki yuvayı bulamaz.
11. “İlk sevginin eşi benzeri yoktur.”
Bu düşünce, kitabın sevginin başlangıcına yönelik sorgulamasını güçlendirir.
İnsan ilk sevgi deneyimini daha sonraki ilişkilerle karşılaştırabilir. Ancak geçmişte yaşanan bir duygunun aynısını yeniden üretmek çoğu zaman mümkün değildir. Schreiner bu nedenle sevgiyi hatıra, beklenti ve kayıpla birlikte düşünür.
12. “Geleceğe değil, geçmişe bakmaya başlarız.”
Kitabın genel atmosferinde geçmiş önemli bir yere sahiptir. Yaş ilerledikçe insanın çocukluk, aile, ebeveynler ve eski ilişkiler üzerine daha fazla düşünmesi anlatının temel hareket noktalarından biridir.
Margit Schreiner Sevmek Dedikleri alıntıları, bu açıdan zamanın yalnızca ilerleyen bir çizgi olmadığını; geçmişin bugünün duygularını sürekli etkileyebildiğini gösterir.
Sevmek Dedikleri ana temaları
Anne-kız ilişkisi
Kitabın en önemli teması anne-kız ilişkisidir. Schreiner bu ilişkiyi idealize etmez.
Anne sevgisi vardır ancak bunun yanında öfke, suçluluk, kırgınlık, bağımlılık ve uzaklaşma da vardır. Böylece anne-kız ilişkisi tek bir duygu üzerinden değil, birbirine karışan çok sayıda his üzerinden anlatılır.
Özellikle anlatıcının kendi annesiyle ilişkisi ile daha sonra kızına karşı annelik deneyimi arasında bir karşılaştırma oluşur.
Bu yönüyle Sevmek Dedikleri, anneliği yalnızca şefkat üzerinden değerlendiren anlatılardan ayrılır.
Sevginin çelişkileri
Kitabın başlığındaki “sevmek” kavramı, metin boyunca sürekli sorgulanır.
Sevmek her zaman mutlu olmak anlamına gelmez. Birini sevmenin içinde korku, beklemek, kaybetme endişesi ve hayal kırıklığı bulunabilir.
Schreiner’in anlatısı tam da bu noktada güçlüdür: Sevginin güzel taraflarını anlatmak yerine onun rahatsız edici ve çoğu zaman konuşulmayan yönlerini de ortaya çıkarır.
Doğum ve ölüm
Kitapta doğum ile ölüm birbirinden bağımsız iki olay değildir.
Birinci bölümde yaşlı bir annenin hayatının sonuna yaklaşması, son bölümde ise yeni bir çocuğun dünyaya gelmesi vardır. Bu iki uç arasında anlatıcı kendi yaşamını, anneliğini ve geçmişini değerlendirir.
Böylece kitap bir yaşam döngüsü kurar: doğmak, sevmek, yaşlanmak ve ölmek.
Zaman ve hafıza
Zaman, Sevmek Dedikleri kitabının görünmeyen ana karakterlerinden biri gibidir.
Çocukluk geçmişte kalır. Anne yaşlanır. Çocuk büyür. Ev boşalır. Eşyalar ortadan kalkar. Fakat anılar tamamen kaybolmaz.
Margit Schreiner, belleğin güvenilir olup olmadığını da sorgular. Nitekim yazar 2025 yılında K24’e verdiği söyleşide hatırlamanın insanın gelişim aşamasına göre değişebildiğini ve anlatılan hayatın belleğin etkisiyle farklılaşabileceğini belirtmiştir.
Margit Schreiner’in anlatım tarzı
Schreiner’in dili doğrudan, ironik ve zaman zaman serttir. Kitabın tanıtımında da anlatının “iğneleyici” ve “acımasız” bir monolog niteliği taşıdığı belirtiliyor.
Yazar, okuyucuyu rahatlatmak yerine rahatsız edici sorularla karşı karşıya bırakır.
Örneğin annelik yalnızca kutsal bir deneyim olarak ele alınmaz. Evlilik de otomatik olarak mutluluk anlamına gelmez. Sevgi ise her zaman huzur getirmez.
Bu yaklaşım, Sevmek Dedikleri sözleri ve alıntıları arasında görülen keskin cümlelerin temelini oluşturur.
Sevmek Dedikleri neden günümüzde hâlâ güncel?
Kitabın güncelliğinin önemli bir nedeni, aile ilişkilerinin ve sevgi biçimlerinin değişmesine rağmen temel insan sorularının değişmemesidir.
Bugün de insanlar ebeveynleriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmek, çocukluk deneyimlerini anlamlandırmak ve kendi ebeveynlik biçimlerini sorgulamak zorunda kalabiliyor.
Özellikle farklı kuşakların aynı aile içinde birbirlerini anlamakta zorlanması, kitabın anne-kız ilişkisine yaptığı vurguyu güncel kılıyor.
Bir başka güncel mesele ise yalnızlık.
Dijital iletişim araçlarının çoğalması insanların birbirleriyle daha kolay iletişim kurmasını sağlasa da yakınlık ve anlaşılma ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Schreiner’in kitabındaki karakterler de fiziksel olarak birbirlerine yakınken duygusal açıdan birbirlerinden uzaklaşabiliyorlar.
Bu nedenle Sevmek Dedikleri alıntıları, günümüzde aile, sevgi ve yalnızlık üzerine düşünen okuyucu için hâlâ karşılık bulabilecek sorular taşıyor.
Sevmek Dedikleri kimlere hitap ediyor?
Margit Schreiner’in bu kitabı özellikle:
- aile ilişkileri üzerine edebî metinleri sevenlere,
- anne-kız ilişkisini konu alan kitapları merak edenlere,
- modern Avrupa edebiyatını takip edenlere,
- psikolojik ve varoluşsal anlatılardan hoşlananlara,
- sevgi ve yalnızlık üzerine düşünmek isteyenlere,
- kısa fakat yoğun kitapları tercih edenlere,
- doğum, ölüm ve yaşam döngüsü temalarına ilgi duyanlara
hitap edebilir.
Kitabın 96 sayfalık hacmi kısa bir okuma izlenimi verse de metnin tartıştığı meseleler oldukça geniştir. YKY’nin güncel kayıtlarında eser “Anlatı, Edebiyat” kategorisinde yer alıyor.
Sevmek Dedikleri sözleri üzerine
Margit Schreiner Sevmek Dedikleri sözleri, ilk bakışta aşk ve sevgi üzerine cümleler gibi görünse de kitabın tamamı okunduğunda çok daha geniş bir anlam kazanıyor.
Sevmek burada yalnızca iki insan arasındaki romantik ilişki değildir.
Anne ile kız arasındaki sevgi, eşler arasındaki bağ, çocuğa duyulan sevgi, geçmişe duyulan özlem ve kişinin kendisine karşı tutumu aynı kavramın farklı biçimleri olarak ele alınır.
Bu nedenle kitabın en dikkat çekici sorularından biri şudur:
İnsan gerçekten sevdiğini mi sever, yoksa sevilme biçimini mi tekrar eder?
“İnsan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever” düşüncesi bu soruyu doğrudan gündeme getirir. Kitabın farklı bölümlerinde doğum, düğün ve ölümün birbirine bağlanması da sevginin tek bir döneme ait olmadığını gösterir.
Sonuç
Sevmek Dedikleri, Margit Schreiner’in sevgi kavramını alışılmış romantik kalıpların dışına çıkararak ele aldığı yoğun bir eser.
Kitapta anne-kız ilişkisi, çocukluk, yaşlanma, ölüm, doğum, yalnızlık, evlilik, beklemek ve hatırlamak gibi konular birbirine bağlanıyor.
Sevmek Dedikleri sözleri ve alıntıları arasında özellikle sevginin cesaret gerektirmesi, ilk sevginin insan üzerindeki etkisi, zamanın azalması ve beklemek ile kaybetmek arasındaki ilişki öne çıkıyor.
Eserin en güçlü taraflarından biri ise sevgi hakkında rahatlatıcı cevaplar vermemesi. Aksine okuyucuyu kendi ilişkileri ve geçmişi hakkında düşünmeye yöneltmesi.
Bu nedenle Margit Schreiner Sevmek Dedikleri sözleri, yalnızca sosyal medyada paylaşılabilecek etkileyici cümlelerden oluşan bir seçki değildir. Her alıntı, kitabın daha büyük sorularından birine açılır: Sevgi nedir? İnsan neden bağlanır? Geçmiş ilişkilerimiz bugünkü davranışlarımızı ne kadar belirler? Ve sevdiğimiz insanları gerçekten ne kadar tanırız?
Sevmek Dedikleri, doğumdan ölüme uzanan insan yaşamını sevgi üzerinden düşünmek isteyen okuyucu için kısa hacmine rağmen yoğun bir edebî deneyim sunuyor.
